| İlk albüm yolculuğu... |
İzlenimlerime göre, bayan seyirciler erkeklerden daha fanatik görünüyor. Bu anlamda erkek sanatçılar daha şanslı değil mi? Albüm satışı ya da hayran kitlesi olarak erkeklerin daha şanslı olduğu söylenebilir. Fakat o sihirli kutuda görünebilecek aşamaya gelene kadarki süreçte, erkeklerin işinin daha zor olduğunu düşünüyorum. Bayanlar da; erkek sanatçıların ürettiğini, enstrüman çaldığını, daha girişken olduğunu, onlara yanlış gözle bakılmadığını söylüyorlar. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Ama ben o sınırı geçtiğime inanıyorum. Yedi senedir, yazları Bodrum Akyarlar’da bir gece kulübünde çalıştım ve para kazandım. Araba satın almak için internette bulduğum bir arabayı gözüme kestirdim. Adresini alıp, arabanın yanına gittim. Oradakilerle sohbet ederken, iki üç sene önce çalıştığım yerde beni dinleyen, Ankara’da tekstil ve galeri işi yapan, aynı zamanda ticari anlamda büyümek isteyen biri, müzik işi yaparsam, beni bütün Türkiye tanır diyerek, bana bir albüm çıkarmak istediğini söyledi. Albümümün teşekkür namesine de “Bir araba alana, bir albüm bedava kampanyasından beni mahrum etmediğin için, sevgili Bilal Okutan, sana teşekkürler ediyorum.” yazdım. Şaka gibi bir şey bu. Biraz daha tasavvufi konuşursak, her şey kader, kısmet. Birçok arkadaşım bana; Baha, Kutsi, Tan, gibi senin standartlarındaki arkadaşlarının hepsi gitti, albüm yaptı. Hatta sen onlardan daha iyisin. Sen niye buralarda kaldın? Acaba sorun sen de mi, dediler. Benim de inandığım bir şey var: Şarkılarıma yani çocuklarıma tam olarak inanıp, insanlara göğsümü gere gere sunduğum zaman, istediğim şeyi yapmış olurum. 2007 benim yılım diyorum. Kendime, şarkılarıma, özellikle slowlarıma çok güveniyorum. Bilal Okutan’a çok teşekkür ediyorum. Kaset aşamasına gelene kadar zorluk çektiğinizi söyleyebilir miyiz? Biraz kendimi o konuda şanslı hissediyorum. Çünkü insanlar iki sene de bir albüm bitirebiliyor. Bizim albüme karar vermemiz ile klibimizin televizyonda dönme süresi üç ay. Ben on beş sene artı üç ayda albüm çıkardım. O yüzden de çok şanslıyım. Albüm çıkaracağım dediğim zamandan üç ay sonra albümün çıkmasını herkes şaşkınlıkla karşıladı. Bu kadar kısa sürede çıkması birikimden ve maddi olarak güçlü olmamızdan kaynaklanıyor. Albümünüz yapım şirketinizin ilk projesi mi? Benim ilk albümüm, Okutan Müzik Yapım’ın da ilk projesi. Haydi, Bismillah, deyip yola çıktıktan üç ay sonra sizinle röportaj yapıyorum. O yüzden de tekrar tekrar söylüyorum. Sakın korsan almayın. Alırsanız evde kalırsınız inşallah.
Bu albümde kimlerin besteleri var? Sizin besteniz var mı? Kimlerle çalıştınız? Türkiye’nin en büyük müzisyenleriyle çalıştık. İnsanların bir albümü çıkarmak için harcadıkları parayı, biz, aranje ve beste paraları haricinde, sadece enstrümanların akustik olması için, klarnet, davul, perküsyon, saksafon çalan dostlarımıza verdik. Bence Türkiye’nin en büyük müzik grubu olan“Pasif Lora” ile çalıştık. Davulda Volkan Öktem, basgitarda Eylem Pelit, saksafonda Levent Altındağ, gitarda Erdem Sökmen yer alıyor. Bunlar birkaç şarkımızda ekip olarak çaldılar. Tuna Tabu’ya ait söz ve müzikler var. Bana ait olan iki şarkı da albümde yer alıyor. “Beni Bir Öpsen” ve “Sana Değer” albümde en güvendiğimiz şarkılar. Teyzemin oğlu Mert Büyükçakır’la, bu şarkıları yaptık. “Lay Lay Lom” diye, Türkiye’nin çok sevdiği fakat aranjesi itibariyle insanlara farklı gelen bir şarkıyı biz aldık, çok değişik, güncel bir saundla, dinleyenlerin beğenisine sunduk. Sevgili Metin Işık’a buradan teşekkür ediyorum. Canımın en güzeli Aysel Gürel, kaç yaşında istiyorsa, o yaşta olabildiği ve bunu bana da hissettirebildiği için, hayata dair, kendisinden çok büyük dersler aldığım insanlardan biridir. Aysel’im bir gün bana; sen artık Aysel Gürel akademisinden bir insansın. Sana bütün desteğim sonsuz, dedi ve hiçbir ücret almadan Selda Bağcan’ın 92 senesinde seslendirdiği ‘Ziller ve İpler’ şarkısını verdi.
Genelde yakışıklıları beğenir. Canım Aysel’im Gürel’im. Aramızda hiç öyle bir diyalog olmadı. Hayata dair birçok şeyi, bana, bir eğitmen edasıyla anlattı. Şarkılarını nasıl ifade etmemiz gerekir, şeklinde kendisiyle küçük bir workshop yaptık ve Sevgili Selda Bağcan’ın okuduğu “Ziller ve İpler” şarkısını bize hediye etti. Albümün çıkış parçası, Sevgili Murat Güneş’e ait. Şarkısı çok sevildi. Piyasada çok fazla kişide bestesi olan sevgili Ersay Üner, “Sen Gittin” isimli şarkısını vermekle beraber, beş tane şarkının aranjörlüğünü yaptı. “Bu Gece”, “Unuttum Seni de” diye kendime ait bestelerim de albümde yer alıyor. İlk sahneyi paylaştığım arkadaşım, Mustafa Özgür Karaca’nın bestesi var. Diğer beş tane şarkımın aranjörlüğünü de Serkan Ölçer isimli, inanılmaz yetenekli bir dostum yaptı. Onun Mozart ile ilgili bir kan bağı olduğuna inanıyorum. Gelecek yıllarda da bunu mutlaka göreceğiz. “Lay Lay Lom” un aranjesinde, sihirbaz gibi olmayanı oldurdu. Şarkıyı başka bir yere götürdü. Müzisyen, müzikalite ve saund anlamında, çok kaliteli bir albüm oldu. Saunduma ve müzikaliteme çok güveniyorum. Bir, iki tane şarkım olsun, diğerleri önemli değil, zaten albüm satmıyor, maxi single çıkaracağım, diyen insanlara nispet yaparcasına, çaldığı her yerde, göğsümü gere gere arkasında duracağım bir albüm yaptım. Bu albümü yaparken, müzik piyasasındaki durgunluğun, sizi karamsarlığa ittiği oldu mu? Yüzyıllardır devam eden bir Secret yasası var. Kafana hiçbir şekilde kötü nesneleri sokmayacaksın. Her zaman olumlu düşüneceksin ki, sonuç da pozitif olsun. Ben, beyni bir bilgisayar olarak algılıyorum. İçine güzel şeyleri sunarsan, kötü şey olmadığı için, onlarla uğraşacak. Bu yüzden onları hiç düşünmedim. Birçok kişi kafama bunu sokmaya çalışıyor, ama inatla almayacağım. Ersan, sen bu işi gerçekten hak ettin. Fakat on beş senedir durdun, durdun, neden en zor dönemde çıkarttın, şeklinde sorular geliyor. Bugün Emre Altuğ, Tarkan gibi albüm tirajları yüksek olan kişiler albüm çıkarttılar. Sen bunların arasında kaybolmayacak mısın, diye soruyorlar. Belki de onuncu albümlerini çıkaracak olan insanlarla savaşmak zor olmayacak mı? Hiç buna inanmıyorum. Eğer ürünün gerçekten iyiyse ve sen kendine güveniyorsan, o albüm mutlaka aradan sıyrılacaktır. Örneğin, “Lay Lay Lom”un klibi ulusal kanallarda yayınlanmadığı halde, bütün kitleye ulaşmış ve yüz yirmi bin tane albüm satmış. “Lay Lay Lom” gibi denenmiş, olan bir şarkıyı ben güncel bir hale getirdim ve böyle çok güvendiğimiz bir şarkımız varken, başka bir şarkıya klip çekebilecek kadar da albümümüzün hepsine güveniyoruz. Meydan okuma değil ama bakalım, görelim, izleyelim. Ben halkın duyarlılığına inanıyorum. Çünkü Türk halkı doğruyu mutlaka aradan çıkarıp buluyor. Seçim, yaz dönemi, kaset tirajlarının bu kadar düşük ve mp3’ün olduğu bir süreçte albüm çıkartmaktan korkmadın mı, gibi sorular da beni hiç enterese etmiyor. Ben, müzik adına doğduğuma inandığım için, yaptığım işi ibadet olarak algılıyorum. Gün içinde, stresli olan biri benim albümümü dinleyerek ya da çalıştığım gece kulübüne gelerek mutlu oluyorsa, ben Allah’a ibadet etmiş olurum. Çünkü Allah’ın bir kulu için, iyi bir şey yapmış oluyorum. Bir doktor ya da bir gazeteci için de aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum. Çalışmak ibadettir, mantalitesiyle, şu ana kadar Ankara’da her gece beş yüz kişiyi mutlu ettiysem; bundan sonra yetmiş milyon insanı mutlu ederek, Allah’a ibadetime devam edeceğim. Sadece sıfırlarım değişti. Dolayısıyla ben ibadetimdeyim. Amacım dinleyenleri mutlu etmek. Belki kaset tirajlarını düşüneceğim zaman da gelebilir ama Funda Arar’ın dediği gibi, “Magazinel kariyer değil, sanatsal kariyer peşindeyim.” Albümünüz ne zaman piyasaya çıktı? 26 Mayıs’ta klibimiz döndü. 1 Haziran’da da albümümüz müzik sevenlerin karşısına çıktı. İlk olarak beş bin tane CD bastırdık. Çok yeni olmasına rağmen, şu an ikinci isteği geldi. Yine Allah’a binlerce şükürler ediyorum. Çok üzücü ama on bin albüm satışı bile, Unkapanı’nda prodüktörler tarafından başarıyla karşılanıyor. Biz on beş günde, beş bin tane albümü satmış durumdayız. Henüz albümüm yokken, Türkiye’nin birçok tatil yöresinde çalıştığım ve büyük kentlerde konserlere katıldığım için, zaten büyük bir kitleye ulaşmıştım. İnsanlara yaptığım bu yatırımın sonucunda, o kitleler de beni yalnız bırakmadı. Nazar değmesin ama daha albüm çıkmadan beş bin tane basıp da on gün içerisinde satmak herkese nasip olmaz. Böyle devam eder mi bilemiyorum ama insanların bu kadar çabuk geri dönmesi ve şarkıların hepsini bilmesi beni son derece mutlu ediyor. Kutsi ile Baha’nın bu albümde size desteği oldu mu? Onların albüm çalışmaları olduğu için, bu albüme pek fazla destekleri olmadı. Ama manevi olarak her zaman benimle olduklarını biliyorum. Zaten bestelere ihtiyacım yoktu. Bin tane şarkı arasından biz bu şarkıları seçtik. Sık sık telefonla görüşüyoruz. Görsel ve yazılı medya boyutuna geçtikten sonra, mutlaka destek olacaklardır. Onları çok seviyorum. Albümün Ankara’dan çıkması sizin için bir dezavantaj mı? Bu iş Ankara’dan olmaz, diyorlar. Ankara’dan bu işi nasıl yapacağımızı da göstereceğiz. Ankara’daki şirketimizinden, Okutan Müzik imzalı Ersan’ın albümü çıktı ve bakın Türkiye’de nasıl duyulacak? Çünkü biz dejenere olmadık. Promosyon aşamasında İstanbul’daki insanlar bize; siz… değilsiniz, kanınız bozulmamış, Anadolu saflığınız var, dediler. Bu misyon bizim imajımızı da belirliyor. Bizim imajımız müziğimiz, özümüzün bozulmaması. Belki de Ankara’dan kopmak istemeyişimin nedeni de budur. İstanbul’da ofisimiz, evimiz, gücümüz, herşeyimiz var ama bu işin Ankara’dan nasıl yapabileceğini ispat edeceğiz. |